İnsanlığın Olası Geleceği Level Earth



Dünyanın artan nüfusu, gerileyen ekonomisi beraberinde açlık, kıtlık ve yoksulluğu da getirmişti. Bundan etkilenen devletler sermayelerini diri tutmak için diğer ülkelerle birleşme, maliyeti daha düşük seviyede kurtarmak için de yapay zekâya sahip yazılımları ve robotları devreye sokmuşlardı. Bu robotlar hiç para almadan insanlığın hizmetinde çalışıyor ve bir nebze de olsun besin ihtiyaçlarını karşılıyordu. Fakat ilerleyen dönemlerde bu da işe yaramamıştı. Ülkelerdeki bir kısım rantçılar yüzünden tekrar kıtlık yılları başladı. Zamanla ülkeler tekrar birleşmeye başladı. Bu birleşen ülkeler yeni ekonomik atılımlar gerçekleştirse de maalesef yoksulluk ve kıtlığı durduramadılar. Mevcut birleşmelerin ardından dünyada sadece iki büyük devlet kalmıştı bu iki devlet son şanslarını deneyerek iki sistemli ekonomi programını benimsediler. Bunlardan bir kısmı sosyal eşitlik işçi sınıfı politikası programı kapsamında iki ülkenin güney sınırlarında, bereketli topraklarda yaşayan insanlar besin, giyecek ve diğer hayati materyalleri temin edecek, ülkenin bütün insanları fiziksel, psikolojik ve zihinsel testlere tabi tutularak eğilim gösterdikleri alanda çalışacaklar, işte bu sınavda bir kısmı güneye bir kısmı da kuzeyde insanlığın kurtuluşu için başlatılmış olan ar-ge çalışmalarında görev alacaklardı. İkinci ekonomik programın amacı ise uzayda dünya benzeri gezegenler keşfedip insanları aşama aşama bu gezegenlere yerleştirmek ve geçici iki başlı ekonomik programa da son vermekti. Birinci sosyal program sayesinde insanlar zamanla dünyadaki kıtlığı durdurmayı başardılar. Kuzey bölgelerde bulunan insanlar sayesinde diğer insanların yaşayabileceği yeni bir boyut keşfettiler. Bu boyut sanal Dünya idi Bilgisayarlarda oluşturulmuş sanal dünyalar sayesinde insanlar daha geniş mekânlarda daha özgür ve zengin bir ortamda yaşama imkânı bulacaklardı. Ayrıca sürekli gelişim halinde olan bu sanal dünyada daha uzun yaşam koşulları mevcuttu. Sanal dünya programını kabul etmede insanlara seçim hakkı verildi, isteyenler bu dünyada yaşamaya başladılar. Zamanla insanların %73'ten fazlası burada yaşamaya başladılar. Bu kişiler bu ortamda daha uzun yaşıyorlar, çocuk sahibi, hatta multi milyarder dahi olabiliyorlardı. Sanal dünyada çocuk sahibi olmak isteyen insanların çocukları da ne yazık ki yapay zekâlı yazılımlar oluyordu ki bu yüzden burada insanlık nesli gerçek dünyadaki gibi çoğalamıyordu. Sanal çocuklar ise sanal olduklarını bilmeden yaşıyorlardı. Ancak gerçek insanlar tarafından bilimsel ve mantıksal metodla inandırılırsa biliyorlardı. Bu yüzden gerçek insan nüfusu sanal ortamda gitgide azalmaya başladı. Zamanla tükendi. Sanal insanlardan da sanal nesiller yetişmeye başladı. Geçmişini git gide unutmaya başlayan sanal insanlar artık tam manasıyla kendilerini gerçek bir insan olarak görmeye başlamışlardı. Yıllar yıllar geçti, dünya sadece makinelerin ve bilgisayarların bulunduğu bir gezegene döndü. Yeryüzünde Bir tane gerçek insan bile kalmadı, doğa kendi kendini yeniledi, atmosfer yeniden temiz hava ile kendini filtreledi, hayvanlar ve bitkiler çoğalmaya başladı. Mevsim döngüleri tekrar belirginleşti. Gerçek dünyada kalmış olan %27'lik gerçek insan ırkı ise, uzay ekonomisi programı çerçevesinde, gerçekleştirilen yenidünya arayışları neticesinde, güneş sistemi dışında kütlesi dünya kütlesine denk %100 yaşama elverişli bir gezegen keşfettiler, oraya varabilmek için yeni bir uzay aracı üretmek yerine dünyaya en yakın mineral bakımından da en bol kaynaklara sahip bir asteroidi uzay mekiği olarak şekillendirdiler ve uzun bir yolculuğa çıktılar. Hedefledikleri öte gezegene yerleşen insanlar dünyada bir zamanlar olduğu gibi refah ve mutluluk içerisinde yaşamlarını sürdürdüler. Daha önce gelmiş oldukları dünyayı unuttular, fakat bir gurup insan topluluğu zamanla diğer insanları tekrar geri dönmeye tetiklemeye başladı, dünya tarihi popülerleşmeye başladı. Tekrar geri dönmek ve geride kalan kardeşlerini kurtarmak istiyorlardı, yıllar sonra bu düşünce insanları tekrar yeryüzüne dönmeye teşvik etti ve dünyaya yolculuk gerçekti. Hiç şaşırmamışlardı. her yerde ot ve sarmaşıklarla kaplı makineler olmasına rağmen bir tane insana dahi rastlanmamıştı eskiden geride bıraktıkları insanların kendilerini sanal makinelere bağladıklarını ve zamanla tamamen yok olduklarını ancak onlardan yapay insanların kaldığını biliyorlardı. Çok geç kalmışlardı. Çünkü gerçek insanların dünyadaki nesli tamamen tükenmişti. Yine de Sanal dünyalardaki sanal insanlar ile iletişime geçildi, gerçek olmadıklarını ve gerçek dünyaya gelmeleri gerektiğini yine bilimsel ve mantıki yollarla izah etmeye çalıştılar, onlar açısından siz de bir düşünün, her şeyin normal olduğu bir ortamda zihinlere gerçek olmadıklarını anlatabilmek ne kadar mantıklı. ? Yine de inandırılmış sanal zihinlerden dış dünyaya çıkmak isteyenlere insansı robot bedenler tasarlandı ve buraya aktarıldı. Bir kısmı alışılmışın dışında ilk defa deneyimledikleri bu sözde gerçek dünyaya uyum sağlayamadılar ve eski makinelere ne yazık ki geri döndüler. Gerçek dünyada yaşamaya uyum sağlayabilenler Gerçekten farksız insansı robot bedenlerden zihinlerini zamanla biyomekanik canlılara aktararak yaşamlarına devam ettiler. 

 Bu konuyla ilgili size de bir soru sormak istiyorum, bir gün bir gurup insan gelse ve size yaşadığınız dünyanın tamamen simülasyondan oluştuğunu söylese, bilimsel ve mantıki argümanlarla kanıtlasa inanır mıydınız? 

 Çünkü antik ve yakın tarihte bu düşünceyi savunan birçok filozof geldi geçti.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar